Tərcüməçi

Baxış sayı

6/27/2017

Dünyayı aldatanlar - Sefa Saygılı (kitabdan qeydlər)

Səh. 26: “Psikanaliz yapan uzman, elinde bir kalem, hastanın söylediklerini kaydeder. Ve olayın kendisi ile değil de, ince ayrıntıları ile ilgilenir. Yanlış söylenen kelimeler veya ağızdan “kaçan” sözler, testi yapan kimsenin “bilimsel (!)” metodla izah edileceği “semboller” olarak kabul edilir. İki şıktan biri: “Hasta ya durumu Kabul edecek veya etmeyecek”. Ederse psikanalize inanıyor demektir. Etmezse yine de psikanalize inandığını dolaylı yoldan itiraf etmiş olmaktadır. Demek: İnanıyor ki sonucundan korkuyor”.

Səh. 108: “13.9.1851’de Engels’e yazdığı bir mektubunda şöyle diyordu: “Türkleri komünal hayata sokmak mümkün değildir. Onları vatan sevgisinden, dinlerinden, adet ve dillerinden koparmadan ihtilale sürüklemek imkansızdır”.

Səh. 117: “1750’de Dijon Akademisi “Bilim ve sanatların ilerlemesi, toplum ahlakını bozar mı, yoksa geliştirir mi?” konulu bir yarışma açtı.ruso bu yarışmadan birinci gelerek büyük ün yaptı.
Ruso, bu makalesinde bilimlerle sanatların kişiyi mutluluğa dahil, mutsuzluğa sürüklediğini söylüyordu. “Medeniyet, tabiatı bozmuştur. Medeniyet kişinin öz yapısını, doğal varlığını bozmuştur. Uygarlık kişiyi iyileştirmiyor, tersine yozlaştırıyor. Toplumlar ilerledikçe bozulur, ilerledikçe kötüleşir” diyordu.
Ruso yazdığın yaşamaya gayret eder. Önce hürriyeti kısıtlayan saatini satar. Sonar zenginlik belirtisi olan uzun beyaz çoraplarını atar. Oldukça bakım isteyen perukasını da çıkarıp kafasına bir kalpak geçirir. “Kişi, sözünü dinletmek için gidişini düşüncesine uydurmalıdır” der. Mademki lüksün, gösterişin, giyim kuşamın insanoğlunu bozduğunu söylemiştir, artık sözünü söylediği gibi yaşayacaktır. Gömlekleri çalınınca iyi olduğunu, kurtulduğunu belirtir. Onunla alay mı edecekler, yüzüne salonları mı kapayacaklar? Hiç birine aldırmaz. “Hür ve faziletli olmaktan, parayı ver kamuoyunu hiçe sayabilmekten kendi kendine yetebilmekten daha ulvi, daha güzel bir şey olacağını bilmiyorum” der”.


Səh. 186: “Fakat aklın ve deneylerin ötesinde başka bir varlığın bulunmadığını kimse (ispatlı olarak) iddia edemez. Zaten inanmak dediğimiz, zaman, ispat edilemeyen ve duyularla idrak edilmeyen varlık sahasına inanmak anlaşılır. Çünkü bir şey idrak ve ispat edildikten sonar, inanç meselesi olmaktan zaten çıkmış demektir”.


Səh. 223: “J. P. Sartre egzistensiyalizm (varoluşçuluk) felsefesinin ateist (tanrıtanımaz) kolunun önde gelenidir. Varoluşçuluk nedir denilirse, bu soruya net bir karşılık vermek mümkün değildir. Sözgelişi, Weil’e göre bir bunalım, Mounier’ye göre kötümserlik, Wah’a göre başkaldırış, Marcel’e göre özgürlük, Lukacs’a göre idealism. Benda’ya göre saçmalık felsefesidir”.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder